185-9040 Blundell Rd. Box: 331 Richmond B.C.
V6Y 1K3 CANADA

Web Site: www.VancouverTurkishSociety.org

     
Değerli misafirler,

Bu dinlenme gününde bizi dinlemeyi tercih ettiğiniz için, aslında bizim size teşekkür etmemiz gerekir. Sizler burada olmasaydınız, bu şiir gününün bir anlamı olmayacaktı. Kıymetli zamanlarınızı, bu kıymetli Pazar gününüzü bizimle paylaştınız, sağolun, varolun… Ben yine de şiir ekibi adına teşekkürleri kabul ediyorum. Çünkü, burada size şiirler okuyan, şarkılar söyleyen bu ekip, 3 aydan fazla bir süredir bu gösteriye hazırlanmaktaydı. Þiir, benim işim. Ben, görevimi, yani zaten yapmam gerekeni yaptım. Onlar, benden çok çalıştı ve çaba gösterdi. Ýzin verirseniz hepsine ayrı ayrı teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

Müzik ekibi, Erman Yavuz ve Güler Aylar’dan oluşuyor. Güler’i hepiniz tanıyorsunuz, Türk topluluðunun en çalışkan üyelerinden biri, o, bir bankacı; Erman, aslında bir veteriner hekim; bu ikili, hepimizden çok daha fazla yoruldu, çünkü aralıksız gitar çalıp şarkı söylemek suretiyle en aðır işi onlar yaptı; söyledikleri şarkıların içinde birer tane de kendi besteleri vardı; müzik yönetimi Erman’a, müzik ve şarkı seçimleri ikisine aittir.

Sevgili Kaan, UBC’de doktora öðrencisi, sekreterya görevini üstlendi, önümüzde arkamızda dolaşmak suretiyle, hepimizi derleyip toparladı, prova organizasyonlarını ve sunumları o yaptı. Sanıyorum, o olmasaydı, herşey bu kadar kolay yapılamazdı.

Dr. Bahar içimizde en eski olanımız, şair Mehmet Çınarlı’nın kızı; sanıyorum onu tanımayan yok aranızda; organizasyon yapmaktaki hünerlerini çekinmeden ortaya koydu, teknik yardımlarını hiçbir zaman esirgemedi.

Benimle birlikte şiir okuyanlar, Eylül Arslan, Çağrı Yavuz, Þeyda Taylanlı ve Bahar Çınarlı, şiir okumalarını; müzisyenler, yaptıkları müziði, haftalarca bana beğendirmeye çalıştılarlar ve benim bütün kaprislerime katlandılar. Çağrı, sevgili Erman’ın eşi ve o bir tiyatro öðrencisi; sanıyorum Þeyda’yı da yakından tanıyorsunuz, şiir ekibine en son o katıldı, ama, şiir okumada hepimizi sollayıp geçti, mesleðinin maliye ve muhasebe olduðu söyleniyor, fakat, ben onun kendisini herkesten saklayan gizli bir tiyatro sanatçısı olduðunu düşünüyorum; Eylül, benim kızım, lise 11’inci sınıf öðrencisi, en fazla onun kulağını çektim. Þeyda’nın yaptıðı tahinli kabak tatlılarının hepimize güç verdiğini de söylemeliyim( bu arada Kaan’ın kendi elleriyle bizim için yaptığı poğaça ve kekleri de unutmamız mümkün deðil); ayrıca Çağrı, tiyatro bilgilerini bizimle paylaştı, sahne tasarımını yaptı ve yönetti. Ben, sunuş metinlerini ve tiyatral tekstleri yazdım, şairlerden dizeler, şiirler seçtim ve sanat yönetmenliği yaptım. Böyle söylemekle birlikte, ortaya çıkan sanatsal ürün, hepimizin ortak eseridir. Tüm şiir günü ekibine ve bize destek veren herkese, katkılarından dolayı Türk şiiri adına çok çok teşekkür ederim.

Değerli misafirler, yorulduğunuzu biliyorum. Ama, affınıza sıðınarak birkaç dakikanızı daha alacağım. Çünkü, asıl söylemem gerekenleri henüz söylemedim. Ýzninizle, dilimizle ilgili çok kısa bir konuşma yapacağım.

UNESCO 2008 yılını Kaşgarlı Mahmut yılı ilan etti. Ýçinde bulunduðumuz 2007 yılı ise, Mevlana yılı. Kaşgarlı Mahmut, bilinen en eski Türk dilbilimcisi, 11. yy’da yaşamış. Ünlü eseri “Divan-ı Lügat- ı Türk” kapsam ve yetkinliğiyle dünyanın en eski sözlüğü. Bu sözlüğü okuyanlar Türk dilinin dünyanın en eski ve en köklü dillerinden biri olduğunu hemen anlarlar.

Bugün dünyada Türkçe konuşan 29 Türk devleti var. Bu, dünya üzerinde birbirine dil baðıyla baðlı 29 Türk halkının varolduğu anlamına gelir. Hepsi Türkçeden besleniyor ve Türkçeyi zenginleştirmeye devam ediyor… Araştırmacılar, Türkçenin en az 3- 5 bin yıllık bir dil olduðunu söylüyorlar. Birçok Batı dili edebiyatının en fazla 4- 5 yüzyıllık bir geçmişe sahip olduğu düşünülecek olursa, dilimizin büyüklüðü ve derinliği kendiliğinden ortaya çıkacaktır.

Ýşte “Divan- ı Lügat- ı Türk”, yazılalı 1000 yıldan fazla bir zaman olmuş. Türklerin Anadolu’daki varlıðı bundan da fazla. Ýstanbul’da Süleymaniye Kütüphanesi’nde 1300- 1400 yıllık el yazması eserlerimiz var. Bunlar bizim koruyabildiklerimiz, elimizde mevcut olanlar… Þüphesiz bir yerlerde daha eski elyazması eserlerimiz de var… Kaşgarlı Mahmut, Türkçenin o zaman ki kelime daðarını, tüm Türk boylarını dolaşarak derlemiş ve yazılı hale getirmiş. Divan- ı Lügat- ı Türk’ün derlendiği tarihten önce de Türklerin çok geniş bir coğrafyada binlerce yıldır yaşadığışünülecek olursa, Türkçe edebiyatının derinliðiyle ilgili tablo iyiden iyiye ortaya çıkar.

Büyük Yunus Emre, bundan yaklaşık 8,5 asır önce 13. yy’lın ortalarında yaşadı. Yunus’un şiirlerinde kullandığı dil hemen hemen bugünkü konuştuğumuz dile yakındır. Kıyas kabul etmez, ama Yunus Emre’mizi, Ýngiliz dilinin en büyük edebiyatçısı Sheakspire’le kıyaslarsak, aralarında 300 yıllık bir zaman farkının olduğunu görürüz. Bu, hem dil, hem de edebiyat derinliğinin büyük olduğu anlamına gelir. W. Sheakspire 16. yy’da(1564) yaşadı. Eserlerinde kullandığı Ýngilizce bugünkü Ýngilizceye göre bir hayli arkaik kalmaktadır. Divan- ı Lügat- ı Türk’ü okuyanlar, binlerce yıl önce de Türklerin at’a at, ot’a ot, yol’a yol dediklerini göreceklerdir. Sözü fazla uzatmayayım. Bugün burada şiirlerini okuduğumuz 30 şair, ki onların her biri daha niceleriyle birlikte modern Türk şiirinin Simurg’larıdırlar ve aynı zamanda nice Yunus’ların, nice Mevlana’ların torunlarıdırlar. Þairlerimizle, dilimizle, güzel Türkçemizle herzaman gurur duyabiliriz. Dilimizi sevelim ve koruyalım… Unutmayalım ki dilimizi korumak, vatanımızı korumakla eş değerdedir... Bir başka şekilde söylersem, dilimizi kaybetmek, vatanımızı kaybetmek demektir. Sözlerimi, “Yaşasın Türkçe!... Yaşasın Türkiye!.... “, diyerek bitiriyorum.

Geldiğiniz için teşekkür ediyor, hepinizi yürekten sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Herkese iyi pazarlar diliyorum.


Osman HAKAN A.